22 Temmuz 2017 Cumartesi

TÜRK TOPLUMU AHLAKİ EREZYON YAŞIYOR!

Son günlerde taciz, tecavüz, kadına yönelik şiddet ve çocuklara yönelik cinsel istismar haberleri peş peşe geliyor. Adli sicil istatistik verileri de durumun vehametini gözler önüne serdi. Toplum bedel ödemeye devam ediyor. Verilere göre; bir yıl içinde çocuk istismarına ilişkin 20 bine yakın dava açıldı. Baro başkanları Türkiye'deki cezaların yeterli olduğunu savunurken toplumun ahlaki bir erezyon yaşadığını belirtti.

06 Nisan 2016 Çarşamba 21:20
TÜRK TOPLUMU AHLAKİ EREZYON YAŞIYOR!
ahali -->
Diyanet'i göreve çağıran baro başkanları, çocuğun istismarı konusunda hukuki değil, olayın sosyolojik boyutunun irdelenmesi gerektiğini savundu. Net mesajlar veren baro başkanları özellikle 'maneviyat' vurgusu yaptı. 
Kayseri Barosu Başkanı Av. Fevzi Konaç, "toplumun ahlaki bir kurtuluş savaşına ihtiyacı var" dedi. Trabzon Barosu Başkanı Av. Orhan Öngöz de Türk toplumunun ahlaki erezyon yaşadığını kaydetti. Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık ise Türk yargısının korkak davrandığını ileri sürdü.
EN ÖNEMLİ HUSUS MANEVİYATTIR!
Kayseri Barosu Başkanı Av. Fevzi Konaç:
Toplumun içerisine düştüğü bu hastalıklarla ilgili bedel ödeyen insanların yargılanma safhalarını görüyor ve şahitlik ediyorum. İstismar ve kadına şiddet vakaları bir insanlık sorunudur. İnsanı yeniden ahlak, maneviyat, sevgi ve merhamet ile inşa etmediğimiz takdirde şiddetin önüne geçme şansımız asla yok. Mevzuattaki kanunlar belki de dünyanın en ağır cezalarını içeren kanunlar. Ama pozitif hukuk da tek başına yetmiyor. Bu tür hastalıkları önlemede en önemli husus bana göre maneviyattır. 
SUÇU ENGELLEMEKTE HER GÜN DAHA ACİZ DURUMA DÜŞÜYORUZ
Çok güzel kanun koyuyorsunuz, çok güzel adalet sarayları yapıyorsunuz, Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna bir tuşla yargılama yapmak için ulaşabiliyorsunuz ama suçu engellemekte her gün daha aciz kaldığınızı hissettiğiniz zaman diliminde yaşıyoruz.

'BİR BABA OLARAK ENDİŞEM ARTIYOR'
Ağzıma almaktan haya ettiğim, okumaktan haya ettiğim bir takım konuları yaşıyor olmak bir baba olarak endişemi artırıyor. Yüzde 99'unun Müslüman olduğu bir ülkede ağzımıza bile almamamız gereken konularda toplumsal olarak büyük bedeller ödüyorsak bu gidişitada  bir dur dememiz gerekiyor. İnsanı yeniden inşa etmek, manayı insanın kalbine koymak gibi bir ihtiyaca lüzum duyuyoruz. 
BU ÜLKENİN BİR AHLAKİ ‘KURTULUŞ SAVAŞI'NA İHTİYACI VAR 
Ne pozitif hukuk ne de tek başına maneviyat bu suçları engellemek için etken olabilir. Bir ahlaki ‘Kurtuluş Savaşı'na bu ülkenin ihtiyacı var. Benim okurken kanım dondu bu haberleri. Elinizi başınızın arasına alıp nereye gidiyoruz sorusunu cevap  aramalıyız.

ŞEHİR AYAĞA KALKTI!
Pedofili konuştuk diye şehir bize tepki verdi ama bu gerçekle ve zaafla toplumun yüzleşmesi lazım. Bu yüzden bir bedel ödüyoruz. Tedavisi neyle mümkünse bir an önce başlamalıdır. Biz sadece avukatlık yapan insanlar değiliz. Toplum olarak yapılacakları konuşup bir yerde buluşmalıyız. Ekonomik şartlar, terör, inişli çıkışlı siyasi çizgiler dedik ama insanı ihmal ettik ben öyle hissediyorum.

****
'DİNDAR GENÇLİK' DERKEN DAHA KÖTÜYE GİDİYORUZ!
Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe: 
Toplum artık daha fazla şikayet hakkını kullanmaya başladı. Sosyal medyanın gelişmesiyle insanların haber alma ağı genişledi. Toplum da bu tür vakalardan haberdar oldu. Bu tür vakaların çoğu adliyelere yansımıyordu. Yansısa da toplum tarafından bilinmiyor, bu tür suçlar gizlilik içerinde yürütülüyor genelde. Gerek savcılıklık, gerekse mahkemeler gizlilik hususunda titiz davranıyor. Çünkü çocuğun yararı korunuyor. Tabi ailelerde bu tür olayları saklıyor. Suçun mağduru olsa dahi kimse çocuğunun toplumda böyle bilinmesini istemez.
MUHAFAZAKAR BİR TOPLUMDA BU KADAR VAKANIN OLMASI ÜRKÜTÜCÜ
Dünya ölçeğine baktığımızda bu tür vakaların sayısı Türkiye'de çok fazla. Muhafazakar bir toplumda bu kadar vakanın olması ürkütücü. Eğitim sisteminin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Son yıllarda uyuşturucu kullanımında da müthiş bir artış var. 'Dindar gençlik' derken daha da kötüye gidiyoruz. 
AMAÇSIZ BİR GENÇLİK YETİŞTİRİLİYOR!
Eğitim seviyemiz çok düşük, okullarda boş bir eğitim veriliyor. Amaçsız bir gençlik yetiştiriliyor. Gençlerimiz dizilerle, futbolla uyutuluyor. Seksenli yıllardaki gençlik inanılmaz derecede kitap ve gazete okuyordu. O yıllardan sonra bilinçli bir şekilde, bilinçsiz bir gençlik yetiştirildi. Sorgulamayan, geleceğe dair hiçbir iddiası olmayan amaçsız bir gençlik şimdiki. Hal böyle olunca da farklı olaylar meydana geliyor. Ne yazık ki; korktuğumuz başımıza geldi. Ciddi anlamda bir eğitim ve ahlak sorunumuz var.

SON 1 YILDA 350 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ...
Aslında Türkiye'deki son zamanlarda uygulanan cezalar caydırıcı. Ancak cezaların caydırıcı olması da yetmiyor. Son bir yılda 350 tane kadın yakınları tarafından öldürüldü. Yani bu konu cezaların caydırıcı olmasıyla çözülecek bir mesele değil. Bu işi kökünden kurutmak gerekiyor. Yargıçların da bu konuda daha titiz olması gerekiyor. Bu konuda adaleti intikal eden 20.000 dava var, yansımayan ise en az bu rakamın üç katıdır.
****
TOPLUM OLARAK AHLAKİ EREZYON YAŞIYORUZ...
Trabzon Barosu Başkanı Av. Orhan Öngöz: 

Mesele her şeyden önce sadece bir adalet sorunu değildir. Eğitim boyutu, bir de ahlaki boyutu var. Bunlar birbirinden bağımsız olamaz. Türk toplumu ciddi bir ahlaki erezyon yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. 
CEZALARIN CAYDIRICI OLMASI ADALETİN SAĞLANDIĞI ANLAMINA GELMEZ!
Bu alanda cezaların caydırıcı olduğunu düşünüyorum. Adalet kavramı sadece cezadan ibaret değildir. Cezaların yüksek olması adaletin sağlandığı anlamına gelmez. Burada bakılması gereken temel konu, adaletin tecelli edip etmediğidir. Bu mesele karşımıza 'her türlü etkiden uzak, bağımsız bir yargıya sahip miyiz, değil miyiz?' sorusunu çıkarıyor. Maalesef Türk yargısı bağımsız değil. 

YARGI GÖREVİ YAPANLARIN MENSUBİYETİ SORGULANMALI
Bu etkiler neler olabilir? Hükümetle bağlantısı olabilir belki ama bu aynı zamanda yargı görevi yapanların dünya görüşüyle de, mensubiyetleriyle de alakalı.
'Bu benim suçlum, bu suçu örtelim, bunu es geçelim, bunda biraz daha indirim yapalım' gibi etkiler olursa, orada adalet asla tecelli etmez. 
YARGIÇLARIN AHLAK SORUNU ÇÖZÜLMELİ
Bu yönüyle bu defa yargı görevi yapanların ahlak sorununu çözmek gerekiyor. Aslında toplumun bu sorunu topyökün ele alması lazım. 'Nasıl iseniz, öyle idare edilirsiniz' diye bir hadisi şerif var. 
Eğer bir ahlaki erezyon varsa, bu her yere sirayet ediyor. Karşımıza korkunç tablolar çıkartıyor. Olayın bir diğer boyutuda sosyal devlet boyutudur. Devletin bu tür olayların üzerine gitmesi gerekiyor. Mağdura sonuna kadar sahip çıkılması çok önemli. 
KANUNDAN KORKMUYOR, KULDAN UTANMIYOR...
Bakış açımızda yanlışlık olduğunu düşünüyorum. İnsan odaklı bakmıyoruz. İdeolojik sebepler bazen ön plana çıkıyor. Bu defa da ana konuları ıskalıyoruz.  Bu ahlaki erezyonun, bitip bitmeyeceğini maalesef bilmiyoruz. Diyelim ki; kanundan korkumuyor, kuldan utanmıyor. Allah'tan da korkmayan bir noktaya kayıyoruz. Bu çok tehlikeli birşey...

****
SORUN YASALARDA DEĞİL, ZİHNİYETTE
Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz:
Bize verilen resmi rakamlar ancak Aysbergin suyun üzerinde gözüken yüzü kadardır. Bu istatistikler bize sadece bir parça fikir verebilir.  Yasalarla ilgili bir durum söz konusu değil, sorun zihniyettedir. 
ALLAH'IN VERDİĞİ CEZALARA DİKKAT ÇEKİLMELİDİR!
Diyanet İşleri Başkanlığı kendi üzerine düşen görevi yapmalıdır. Diyanet çocuklara yönelik bu iğrenç ihlallerin Allah katında ne kadar günah olduğunu çıkıp anlatmalıdır. Allah'ın verdiği cezalara dikkat çekilmelidir. Bazı sapık insanlar maalesef bunu din üzerinden meşru göstermeye çalışıyor. Kimileri siyasi nedenlerle, kimileri de dayandığı yanlış dinsel bilgiler nedeniyle. 

DİYANET GEREĞİNİ YAPSIN...
Çocuklara yönelik bu aşağılık, çirkin, tanımlanamaz suçun insanlara anlatılması gerekiyor. Artık yeter ya. Diyanet çıksın gereğini yapsın. Bir çocuğa cinsel istismarda bulunmak 16 yıldan aşağıya olamaz. Cezalar gayet caydırıcıdır. Bu kirli zihniyete karşı savaş vereceğiz. Bu rezilliğin Allah katında ne kadar günah olduğunu bunu yapanları öteki dünyada sonsuza kadar yanacağını çıkıp söylesinler. 
****
DİYANET KURUMU İŞLEVİNİ YİTİRDİ...
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık: 
Bu tür dosyalar niteliği gereği, dışarıya fazla yansıtılmamaya çalışılan dosyalardır. Taciz, tecavüz, çocuğun istismarı gibi vakalarda artış olduğu gerçeğini maalesef göz önüne almalıyız. Özellikle çocuk esirgeme kurumlarında ve çeşitli yurtlarda olan olayların susturulmak ve bastırılmak kaydıyla gün yüzüne çıkarılmadığı bir gerçektir. Binlerce bu tür vaka yaşanıyor. 

PEYGAMBERİMİZİN HAYATI ÖRNEK OLMALI
Türkiye'de maalesef diyanet kurumu işlevini yitirmiş durumda. 'Bir lokma, bir hırka' diyen peygamberimizin yaşam tarzı örnek olarak anlatılırken ne hale geldik? Artık bu memlekette muhafazakar geçinen insaların hayatını Avrupa sosyete dergilerinden takip ediyoruz. 
TÜRK YARGISI KORKAK
Bu konunun önce hukuki değil, sosyolojik boyutunu irdelemek gerekiyor.  Cezalar noktasında caydırıcılığın olduğunda hemfikiriz. Maalesef, mahkemelerimizde 'aşırı sevgi indirimi, bağırsaydı duyulurdu' gibi bahaneler üretiliyor. Bu anlamda Türk yargısı korkak. 

BAŞINI ÖNE EĞMEK 'İYİ HAL İNDİRİMİ' NEDENİ OLAMAZ!
Mahkemelerin iyi hal indirimi; duruşmaya kravat takıp gelmekle, başını öne eğmekle vereceği birşey değildir. Evet takdiri bir indirimdir, ama olması gereken süreç bu şekilde işlememelidir.

**** 
ÇOCUK İSTİSMARI TOPLUMSAL BİR UTANÇ SEBEBİDİR...
Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt: 
Son zamanlarda sıkça yaşanan onlarca, yüzlerce çocuğumuzun maruz kaldığı istismar olaylarını ve  bu sayının artmasını endişe ile karşılıyoruz.Toplumda yaşanan istismar olaylarının maalesef çok az bir kısmı resmi kayıtlara girmekte,çoğu olay örtbas edilmekte, çocuklar ve aileler ahlaki kaygılar nedeni ile olayı dile getirememekte, çaresiz kalmaktadırlar. Özellikle son zamanlarda çocukların eğitim gördükleri kuruluşlarda  maruz kaldıkları cinsel istismarlar ise anlaşılır gibi değil. Her istismar bir çocuğun kaybı anlamına geliyor.
DEVLETE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR
Çocukların cinsel ve her türlü istismardan korunması konusunda en büyük ve asli görev devletindir. Devlet kurumları ve özellikle ilgili bakanlık, öncelikle istismarı ortadan kaldırmak için gereken bütün önlemleri almak,  buna rağmen bir tek çocuğumuzun dahi başına bu korkunç olay gelirse, çocuğun yüksek menfaatlerini korumak zorundadır. İstismara uğrayan çocuğu korumak yerine, çocuğun istismara uğradığı kurumu koruyup kol kanat germek akılla, vicdanla, insafla, devlet ciddiyetiyle, velhasıl hiçbir değer ve anlayış ölçüsüyle izah edilemez.
BU SÖZLERDEN KAÇININ!
Ekonomik sorunların yanısıra çok çocukluluk ve tek odalı evlerde barınma zorunluluğu, ataerkil aile yapısı, düşük eğitim düzeyine sahip ebeveyn, çocuğa ve kadına uygulanan şiddetin kabul görmesi, eğitimde cinsiyet ayrımcılığı, kızların erken yaşta evlendirilmesi, fiziksel şiddeti destekleyen “Dayak cennetten çıkmadır, kızını dövmeyen dizini döver, eti senin kemiği benim” vb. gibi toplumun zihnine yerleşmiş oldukça yanlış ve hatalı sözler istismarı kolaylaştırmaktadır.
AKRABALAR, ÖĞRETMENLER, KOMŞULAR...
Kurumlar ve yetkililer ihbar yükümlülüklerini  gecikmeksizin ve mutlaka yerine getirmelidirler. Çocuğun cinsel istismarında failler büyük oranda akrabalar, öğretmenler, komşular, otorite figürleri gibi çocuğun bildiği ve güvendiği kişilerdir. Kapatılan her istismar vakası bir başka çocuğumuzun istismar edilmesine kapı açılması demektir.

****
İDAM CEZASI DA GETİRSENİZ BU TÜR SUÇLAR AZALMAZ!
Antalya Barosu Başkanı Av. Alper Tunga Bacanlı:
Cezaları artırmakla suçu ortadan kaldıramazsınız. Suçu doğuran sosyal sebeplerin ortadan kaldırması lazım. İdam cezası da getirseniz bu suçlar azalmaz. Toplumun eğitim seviyesi ve küçük yaştaki çocukların bilinçlendirilmesi lazım. Özellikle ailelerin bilinçlendirmesi çok önemli. Tabi bunlar uzmanlar yardımı ile yapılacak işler. Ama bu suçları doğuran olayları ortadan kaldırmadıkça netice almak mümkün değil.
SUÇU DOĞURAN SOSYAL SEBEPLERİN ORTADAN KALDIRMASI LAZIM
Bizler barolar olarak bu konudaki kaygılarımızı sürekli dile getiriyoruz. Özellikle hassasiyetle duruyoruz.  Açılmış davalara müdahil oluyoruz. Yani bunu sadece bir nedene bağlayamayız. Cezaları artırmakla da suçu engelleyemeyiz. Bunun birçok örneği var. Suçu doğuran sosyal sebeplerin ortadan kaldırması lazım.
****
ISLAH KURUMLARI DÜZGÜN ÇALIŞMIYOR!
Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı:
Bu konu toplumsal bir hastalık haline geldi. Türkiye artık sürekli bu haberlerle gündeme geliyor. Ben bunun eğitim kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Maalesef bizde ıslah kurumları, cezaevleri düzgün çalışmıyor. Sosyal planlama anlamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın güzel yönetmelikleri var ama uygulamada insan faktörünün olduğu projelerde aynı başarıyı gösteremediğimizi düşünüyorum.
İŞİN EĞİTİM BOYUTUNU KAÇIRIYORUZ
Hukuksal anlamda en ağır cezalar uygulansın ama biz işin eğitim boyutunu kaçırıyoruz. Eğitim anlamında 12 -13 yıl içerisinde yaşanan değişimlerin çok daha etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu tür istismar dosyalarında gizlilik kararı uygulandığı için neticesini de çok takip etme şansımız olmuyor. Toplum olarak da balık bir hafızamız var.  15 gün sonra bakıyorsunuz bu olaylar unutuluyor. Daha sonra aynı olayla yine sarsılıyoruz.
BARO BAŞKANINDAN 'HUTBE' VURGUSU
Hükümetin, Meclis'in STK'ların bu işin üzerine gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplumun tüm kesimleri bu konularda ayağa kalkmalı ortak bir tepki vermeli. Diyanet'te maalesef siyasi bir kurum gibi hareket ediyor. Siyasilerin söylemlerine göre; fetvalarıyla topluma yön vermeye çalışıyor. Diyanet'in asıl görevi bu ve benzeri konuları cuma hutbelerinde, vakit namazlarında mutlaka gündeme getirmek olmalıdır.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    haberahali -->
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV